Geçenler Radikal Blog için bir yazı yazdım ve “Hükümet “NEET”in gençlerin hayallarini?” diye sordum. Bangır bangır reklamı yapılan istihdam iyileşmesini eleştirdim, gençlerin işsiz, eğitimsiz, umutsuz olduğunu yazdım ve rakamlarla gösterdim. Velhasil dedim ki, “ne istihdam iyileşmeleri sevdim, zaten yoktular”. Peki bunun üstüne ne mi oldu? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik çıkıp “Türkiye’de işsizlik yoktur” dedi.
Tabi ki Sayın Bakan, benim yazım üzerine konuşmadı. Ancak açıklamasının zamanlaması şüphesiz ki kişisel tarihim açısından talihsiz oldu. İddia, bir kez daha ispat gerektirdi. O ispatı Sayın Bakan yapar mı bilemediğim için, ben kendi iddiamın peşine düştüm.
Önce basına yansıdığı şekliyle Sayın Bakan’ın sözlerine kulak verelim: “Türkiye'de işsizlik yok. Varsa Şanlıurfa'da 1200 kişiyi istihdam edecek iş var. Son 10 ayda 345 bin işi İŞKUR olarak karşılayamadık. Bu ay ise 37 bin açık iş var.”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye’de Ağustos 2012 itibariyle 2 milyon 445 bin işsiz var. Son 10 ayda hükümetin karşılayamadığını söylediği 345 bin pozisyona eleman bulunduğunu varsayalım. Bu durumda kaba ve yuvarlak bir hesapla, işsiz sayısı 2 milyon 100 bin kişi olacak.
Ben diyorum ki, Türkiye'nin çalışma yaşındaki nüfusunun içinde 2 milyon 100 bin kişi işsiz. Sayın Bakan da diyor ki, “Türkiye’de işsizlik yok”. Tabi ki, her akl-ı selim gibi, ben de Sayın Bakan’a inanmayı tercih ediyorum. Doğrusu da budur. İşsiz olmaları, bu 2 milyon 100 bin arkadaşın tembelliğidir. Ayıptır yahu!
Anlaşılan o ki, bu 2 milyon 100 bin arkadaş görünmez olmaya devam edecek. Yürürken yanlarından geçip gideceğiz. İstatistiklerde gösterdiğimiz halde, konuşurken onları yok sayacaksak, ben diyorum ki rakamlardan da çıkartalım. TÜİK, sözüm sana! Sil canım bu arkadaşları defterden. Kulak ver sayın Bakan’ın sözlerine! Yok Türkiye’de işsizlik!
O arkadaşları defterden silerken, misal ben de şu soruları aklımdan sileyim:
-Amacı işsiz yurttaşlara iş sağlamak olan bir kurum, 10 ayda birikimli olarak 345 bin kişiye iş bulamıyorsa, görevini nasıl bir başarı seviyesinde yürütmektedir?
-Elemen arayan şirketlerde de 345 bin boş pozisyonun olduğu düşünüldüğünde, bu durum Özel İstihdam Bürosu açma işini karlı bir girişim haline getirecek midir?
-Nitekim Sayın Bakan’ın verdiği rakamlara göre, son dönemde 554 özel istihdam bürosuna izin verilmesi, 324 özel istihdam bürosunun da faal olması, ilginç değil midir?
-Devlet 10 ayda 345 bin kişilik pozisyonu dolduramayarak ve özel istihdam bürolarının açılmasını destekleyerek, emek sahibinin en doğal hakkı olan “iş sahipliği” talebinin karşılanmasını özelleştirmekte midir?
-Sayın Faruk Çelik, Milli Eğitim Bakanı değildir. Ancak iş arayanlarla, eleman arayanların eşleşmemesi bir eğitim politikası sorunu da değil midir?
-Türkiye’de eğitim sistemi, sanayinin gelişen kollarının eleman ihtiyacına karşılık verecek şekilde tasarlanmazsa eğer, sonuç hem eleman arayanın hem de iş arayanın birikmesi olmaz mı?
Sorulara daha da devam edebiliriz elbette ama o zaman “Türkiye’de işsizlik yoktur” sözüne inanmak zorlaşır. İstemem böyle birşeye sebep olmak. Türkiye’de işsizlik de, işsiz de yoktur arkadaşlar. Bu böyle biline!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder