29 Aralık 2011 Perşembe

Bana Şans Dile

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) izliyor musunuz bu aralar? Orada heyecanlı bir şeyler oluyor. Bu nedenle yakından bakmakta ve kapattıkları kapıların arkasındakileri görmeye çalışmakta fayda var. Ama önce gözlerinizi karanlığa alıştırın…
Hikayenin herkesin bildiği kısmı kolay özetlenebilir. TCMB’de bir süre önce başkan değişiyor ve yeni kahramanımız Erdem Başçı görevi devralıyor. Ama başkanlıktan önce de karar mekanizmasının en etkin elemanı olduğu için bir uyum sorunu yaşanmıyor ve durmak yok yola devam düsturu ne mutlu ki korunmuş oluyor. Yeni başkanının hükümetle arasındaki yakın ilişkiler sorgulanadursun, diplomalarına gözatan bizler rahat bir nefes alıyoruz, aklımıza kötü şeyler getirmiyoruz.
Bu arada TCMB faiz aracını kullanarak enflasyonu düşürmeyi hedefleyen “tek araç-tek amaç” sistemini de “çok araçlı-çok amaçlı” yeni bir modelle değiştiriyor. Tam bu modeli öğrenmek için kapılarını çalacak oluyoruz ki “yassah hemşerim” uyarısına tosluyoruz. Artık sadece ayda bir, MB’nin uygun gördüğü yer, zaman ve sürede görüşebileceğiz. Buna da tamam diyoruz.
Uluslararası kuruluşların müdahalesi olmadan Türkiye ekonomisine özgü bir para politikasını Türkiye’nin merkez bankası oluşturuyor diye anlatılan hikayeye tam ısınmışken MB’nin toplantılarının “Hello, welcome” diye başlamasına zor uyum sağlıyoruz ama dertlenmiyoruz. Dertlenecek arkadaşlar oluyor, onlara da yüz vermiyoruz. Sistemlere uyum sağlayan bir bünyemiz olduğunu fark ediyoruz.
Bünye gibi midemizin de sağlam olduğunu zamanla görüyoruz. Enflasyon riski yok diyen MB enflasyonu çift haneye yaklaştırıyor, ses etmiyoruz. “Olur öyle, dertlenme yiğidim” diyoruz. Daha önce kredi büyümesi için %25 hedefini koyarken, tutmayacağını anlayınca “kur hareketlerinden arındırılınca %25 demiştik biz” diye bir göz kırpıyorlar, biz de “pardon” diyoruz. Bir hedef tutturulamayınca yanına bir yenisi ekleniyor, sıra TL’nin değerini belirmeye kadar varıyor. MB dövize doğrudan müdahale ediyor. Elindeki rezervin buna yetmediğini, dış yükümlülüklerin bile ancak yarıdan biraz fazlasını karşılayabildiğini hatırlayacak oluyoruz ki, MB bize yeni bir hesap sunuyor. Bir bakıyoruz ki, bizim rezervler meğer düşündüğümüzden çokmuş…gözlerinizi kapatırsanız tabi.
İktisat derslerinde “imkansız üçgen” diye anlatılan ve kısaca bir MB hem kuru, hem faizi hem de enflasyonu aynı anda kontrol edemez kuralını da unutuveriyoruz. Erdem Bey’in ekonomi diplomasına kendi diplomamızdan daha çok güveniyoruz.
Bu arada enflasyon yükseliyor, TL değer yitiriyor, faizleri yükseltmeyeceğim diye inat eden MB kağıt üstünde faizleri sabit tutsa da gerçek maliyet %12’ye dayanıyor…Halkını borçlandırarak büyüyen bir ülke olduğumuz için faizlerdeki bu yükseliş Türkiye ekonomisinin önüne daralma tehlikesini getiriyor. Ne de olsa borç bulacağımız yurtdışı dereler de kurudu.
Tüm bunlar olurken piyasa rahatsız, piyasa ekonomistleri ürkek, MB ile eski hesapları nedeniyle ona her daim karşı olan birkaç gazeteci dışında ekonomi basını da genelde kör. MB’ye yıllardır emek veren kadro terfi ettirilmezken, yerine Erdem Bey’in de yakın olduğu bilinen politik görüşe taraf duran isimlerin yükseltildiğine dair iddialar her yana yayılıyor. Ne içerde ne dışarıda farklı seslere yer yok.
Herşeyde olduğu gibi burada da at izi, it izine karışıyor. Kimi MB’ye koşulsuz destek vermenin sağladığı yararları erken fark edip “bu yollar helal sona” diyerek  yola devam ediyor. Gelsin konuşmacı rolleri, gitsin seminer davetiyeleri. Kimi de, bu ara muhalefetin az bulunduğunun farkında, yurtdışındaki gazetelere demeçler veriyor kahraman olarak, ama maksat fırsatı değerlendirmek.
Olan yine ve her zamanki gibi bu işin sonucunu “yaşayan” vatandaşa oluyor. Kimse dürüstçe para politikasını tartışmazken, Erdem Bey de haklı olarak İstanbul’daki toplantının sonunda ekonomistlere “iyi şanslar” diliyor. Tabi ya…ihtiyacımız olan bu:şans.
MB’nin yaptıkları iktisat ilmiyle anlaşılamıyorsa, biz de fallar açarız geleceği görmek için. Buna da üşenirsek, ya koşulsuz  yandaş oluruz gideriz seminerlere, ya koşulsuz muhalefet olur çıkarız yurtdışında gazetelere…iktisat diplomalarını da indirip duvardan yerine astık mı bir yıldız haritası, tarot çizelgesi vs..değmeyin keyfimize! Evet, evet, lütfen bana şans dile!

26 Aralık 2011 Pazartesi

O "T”, Türkiye'den Geliyor be Arkadaş!

TCMB ilginç bir para politikası duruşu sergiliyor. Kimi kayıtsız şartsız destekliyor, kimi de kanının son damlasına kadar karşı. Ama oturup tartışan pek yok. Zaten TCMB parçası olmadan bu konuyu tartışmak pek mümkün değil ve TCMB’nin de işin uzmanlarıyla yüzleşmek gibi bir derdi yok.
Fakat en basit rakamlarla baktığımızda bile ters bir durum olduğunu görmek mümkün.
1-      Sene sonu için %5,5 olarak hedeflenen enflasyon %10’u geçecek gibi görünüyor. 40 kere “enflasyon düşük kalacak dersem olur” diye düşünen MB bunu uzun sure inkar etti ama gel gör ki her fani enflasyonu tadacaktır.
2-      “Aman ha!” dedi MB sene ortasında, “büyümenin önündeki riskler aşağı yönlü, faizleri indiriyorum bak o yüzden”. Sonra çıkıp demesin mi “çok hızlı büyüyoruz”! Zaten hem ikinci hem üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını yanlış tahmin etmesinden bir sorun olduğunu anlamıştık da, konduramamıştık.
3-      “Beşer şaşar, MB hayli hayli” dedik, gamlanmadık, bir şans daha verdik.  Hani “kur konusunda yapabileceklerimi azımsamayın” demişti ya…TL, ABD Doları karşısında vurunca 1,90’a aklımıza bu söz geldi. Nitekim kahraman MB piyasalara karşı durdu, düşürdü doları 1,76’ya. Ama yüzümüz gülmedi işte. Döviz borcu olan özel sektör, 4 oda+1 salon cari açık, yavaşlayan sermaye girişi derken TL yine yeni yeniden değer kaybetti. İhaleler, likidite yönetimi vs vs bana misin demedi. Ne merkez bankaları sevdim, zaten yoktular be arkadaş!
4-      Cari açık daralacak dedi MB. 2011 sonunda %10’dan 2012 sonunda %8’e inecek. Bu mudur? Valla budur, daha olsa dükkan senin ama yok kardeş. Bize 2012’de de para lazım. Yoksa zar zor biriktirdiğimiz rezervleri yiyeceğiz. Rezerv yemek, hanimin altinlarini bozdurup borç kapatmak gibidir. Bir daha dikiş tutturamzsın…
5-      Bu arada faiz dışı araçlarla yavaşlatılacaktı ya kredi büyümesi…O iş de olmadı. BDDK devreye girene kadar arttırılan munzam karşılık oranlarının bir işe yaramadığını gördük. “MB’ye faiz dışı araçların işe yaramadığını söylemeyin, o kendini literature girecek zannediyor”…
6-      Büyüme düşük olacak enflasyon hedefi tutacak zannederken faizin düşük kalacağına inanmak da kolay olmuştu. O varsayımlar çürüyünce faizler de yükseldi tabi. Doğrusu da buydu. Ama bu kadar düz çizgide yürüyen bir konu için bile MB yan çizdi. Politika faizini sabit tutu, faiz koridorunu genişletti, likiditeyi daraltti… oldu mu sana %11? Oldu…

İşler arapsaçına dönmüş ama MB için bir konuda mutabakat var: “MB, Ağustos ayındaki olağanüstü Para Politikası Kurulu öncesinde “dünya ekonomisini son derece başarılı okudu, dünyadaki merkez bankalarından önce Avrupa’daki sorunları gördü ve doğru tespitler yapıldı” deniyor.
Evet, TCMB Avrupa’daki sorunların derinleşip yayılacağını ve piyasa algısını bozacağını çok önceden gördü. Evet TCMB, Avrupa’da büyümenin ve enflasyonun aşağı yönlü gelişeceğini gördü. Ama TCMB, Türkiye ekonomisinin fotoğrafını doğru çekemedi.
Eevet dünyadaki ekonomik görünüme çok bağlıyız ama yerel dinamiklerimiz de yok değil. İş sadece Avrupa’yı okumakla bitse keşke. Birileri TCMB’nin başındaki “T” harfinin “Türkiye” için olduğunu hatırlatsın lütfen. Türkiye ekonomisini doğru okumak şart.
Ya da bırakalım tek iddiası ve tek başarısı Avrupa ekonomisini doğru okumak olanlar, Avrupa Birliği Merkez Bankası başkanlığına aday olsunlar. Siz sağ biz selamet…

What does "T" stand for?

What does “T” stand for?
Turkish Central Bank led by Governor Basci has been the leading news of the economy pages of the newspapers this year.
Some praised without a condition, some condemned without a solid base but one thing is sure: many didn’t understand what was going on.
Here is a free accounting of the year then. I am a simple person who thinks simple. My figures will also be simple:
1-CBT’S inflation target for 2011 is 5.5%. It will be 10.5% (most likely) at the end of the year. What a success for someone that targets inflation! Buzz…
2-CBT insists that inflation will come down to 5% in 2012. Guess what  the market call is! People expect inflation to be 7.2% next year, showing that they don’t take CBT’s words seriously. Buzz…
3-We learned that despite CBT’s full confidence, macro prudential measures are not enough to curb the credit growth unless banking sector’s regulation steps in. Buzz…
4-CBT feared a recession in the middle of the year, and had to watch Turkish growth skyrocketing in the second and the third quarters of the year. And then we had to listen to them telling us how the economy is far away from slowing down. Excuse me???? Are we listening to the same guys here??? If you cannot even rightly see the growth momentum, how will you be able to run your monetary reaction? Buzz…
5-CBT aimed at keeping the “low rates for long”, we ended up having a meaningless “policy rate” and actual TL rates are around 11% up from 5.75%. Buzz…
6-CBT claimed that current account deficit will come to “sustainable” levels, which shall be around the figure aimed in the Medium Term Programs. CAD/GDP will be double digit in 2011 and come down to 8% in 2012. Doesn’t look sustainable! Buzz…
7-A few months ago, Governor Basci called the CBT” more successful in dealing with the currency than the credit growth”. TL stands as the weakest currency among the peers bringing some 4.5 points of pass through inflation. Meanwhile Governor Basci declared war in the currency market saying that “we should not undermine CBT’s power”. So we didn’t. But nothing has happened. TL is all time low. Buzz…
Well but everyone continues to give credit to the CBT for one thing: reading the problems of European economy better and earlier than global peers did. That’s true and well done. CBT could read that growth and inflation would fall in Europe where as failing to see that these would rise for Turkey. So did we design the monetary policy for Euope??? Then perhaps one should remind CBT what does that “T” stand for in their name? It is the Central Bank of Republic of TURKEY! Read the Turkish economy accurately first!
Or else someone should tell how to run for the presidency of ECB to CBT’s top management. Perhaps one of them will be interested. We will of course be proud and relieved!