23 Ekim 2012 Salı

Piyasa ekonomistlerini koyun mu sandın? Enflasyon tahmini yapmayı oyun mu sandın?


Merkez Bankası yarın 2012 yılının dördüncü ve sonuncu Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. MB’nin temel iletişim araçlarından biri olan bu rapor yılda 4 kez yayınlanıyor. Para politikasının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine dair mesajlar arayan piyasa ekonomistleri, bu raporu büyük ilgiyle takip ediyorlar. Rapor, ikinci yarisi tatil olan bir arife gününde açıklansa bile.

MB, ayda iki kez ekonomistlerle Ankara’da toplantı gerçekleştiriyor ama bu toplantılara MB Başkanı Erdem Başçı katılmıyor. Enflasyon Raporu’nu ise Erdem Başçı bir basın toplantısı ile kendisi tanıtıyor, sonrasında sorulara yanıt veriyor. Rapor bu nedenle de ilgi çekiyor.

Genelde raporda ilk bakılan nokta MB’nin enflasyon tahmini olur...ki ben bu durumu hiç anlamam. 2006’dan beri piyasa, enflasyonu MB’den daha iyi tahmin ediyor.

MB hedefi tutturamadığı gibi, enflasyonu tahmin de edemiyor. Nereden baksan dökülen bir durum.

Örneğin 2006’de MB %5’lik enflasyon hedeflemiş ama %9,7’de kapatmışız seneyi. Azmetmişiz, 2007’de %4’lük hedef koymuşuz, sonuç %8,4 olmuş. Yılmamışız, “bir daha deniyoruz beyler” deyip 2008’de birkez daha %4’e niyet etmişiz, vardığımız yer %10 olmuş.

Oturup biz bu hedefleri neden tutturamıyoruz diye düşünürken, akıllı bir arkadaş “olm hata bizde değil hedefin kendisinde. Hedefi değiştirelim. Ahan da çöpe attım eski hedefleri” demiş, bize de mantıklı gelmiş olacak ki hedefleri yükseltmişiz. “Dünyada emtia fiyatları yüksek gidiyor, enflasyon herkeste yüksek, olur o kadar, idare edin” diyen MB’ye piyasa da anlayış göstermiş, “darlanma yiğidim, olur öyle” demiş.

Sen sağ, ben selamet MB enflasyon hedefini 2009 için %7,5’a, 2010 için %6,5’a yükseltmiş. Eeee %4’ten yükseltildiği düşünülünce hiç de azımsanacak bir nokta değil aslında. Yükselttiğimiz hedefleri  tutturduğumuzu söyleyelim, atlamayalım. Varsa bir hak, yemeyelim.

MB zafer turu atarken piyasa da kolbastı oynuyormuş. Oysa ki tutturulan hedefler yukarı çekilen hedeflerdi. Ama küresel krizle birlikte, emtia fiyatları düşmüş, dünyada enflasyon riski kalmamıştı. Yukarı güncellemenin nedenleri ortadan kalkmış, fakat rakamlar değiştirilmemişti. Olması gereken %4-5’lik hedefe göre hala yüksek bir enflasyonumuz olduğunu ise kimse görmedi, duymadı, söylemedi.

Fakat tabi her MB, enflasyonu düşük tek hanede tutma zorluğu ile imtihan edilecektir. Nitekim 2011’e geldiğimizde elimizde %5,5’lik bir hedef vardı. Sıkı durun! Sonuç? %10,4.

Aman efenim ben kura değer kaybettirdim de o yüzden oldu, yok efendim gıda fiyatları dalgalıydı ondan oldu...bitmez tabi mazaret, illa ki...Ama sorular da bitmez. Örneğin ben de şunu merak ediyorum. TL’ye değer kaybettirdiğini bile bile, yılın 10 ayı da geride kalmışken, sene sonu tahminini son Enflasyon Raporu’nda %8,3 diye yayınlayan sen değil misin arkadaş? İki aylık yanılma payı 2 puan olur mu? Olsa bunu yapan başkan görevde kalır mı?

İşte yarın dinleyeceğimiz Enflasyon Raporu bu rapordur. Hazırlayanlar aynıdır, sunan aynıdır. Yutan aynı mıdır? Önemli olan odur. Raporu görmeden yorum yazmam da bundandır.

Turkish Medium Term Program: In TV series we trust!


Turkish government presented Medium Term Program (MTP) and Medim Term Fiscal Plan recently, which is in line with the annual calendar.

Apparently MTP was highly welcomed by the business chambers. Indeed, Güler Sabanci, “the boss” managing Turkey’s one of the biggest conglomarates Sabanci Holding, noted that “while many countries in the world can not even foresee 3-days ahead, Turkish government could give projections for the coming 3 years”. Hats off!

But, what good does it make to submit projections, if you fail big time in your foresights, almost every time? OK, I guess you need examples. There are plenty. And to show my goodwill, I will exclude the projections for 2008-2010, as the years of the global crisis. Here we go:

1-      In October 2005, government projected an annual GDP growth of 5% for 2006, which ended up being 7%.

2-      Being encouraged by higher than expected growth performance in 2006, government pulled the 2007 growth projection to 7% from 5%. Have you, for a second, thought that projections were based on modelling? No dear, random walk!

3-      Indeed, random walk has failed. Growth performance in 2007 underperformed the projection by 2.5 points.

It seems that, Turkish government misses the projections by at least 2 points, but no guarantee about the direction. Hats are still off!

2011 is a remarkable year, as Turkish Central Bank (CBT) started its Nobel-march headed by Governor Basci and the so called “new” monetary stance designed mainly by him. Turkey grew by 9% in 2010 and the credit went to the government and the CBT.

4-Actively involved in the growth business with monetary and fiscal policies and still enjoying the success of 2010, government pointed at an annual growth of 4.5% for 201. And? Turkey grew by 8.5% in 2011.

Apparently, Turkish economy is blowing in the wind and government’s agents have no direct control over the figures. Because an overperformance is an equally valid failure as underperformance, when it comes to projecting. May I remind you that “uncontrolled power is not power”.

But lets not boil the MTP to growth pojections. What more? Enhancing the effectiveness of the security, improving the judical system, “protecting” and promoting culture and strengthening social dialogue are among the targets.

While the targets are handsome, so are the steps in the action plan. But one of them is eye-catching.

*In print and visual media, programmes such as TV series, documentaries and cartoons that emphasize the integrity and importance of the family and present the important figures, places and events of our history will be expanded.

For those who are unfamiliar with the Turkish social life, here is a warning. Both public and private TV channells offer variaty of TV series. In total there are 60-70 TV series in Turkey at the moment. They are so widely followed that, social life of the many people are planned accordingly. When you suggest to meet a friend, don’t be surprised to hear him/her saying: sorry i can’t meet you on Tuesdays and Thursdays, I have “my series” those days.

These TV series are taken so seriously by the government that a particular one called “Behzat C”, who is an anti-hero policeman, was critized openly for his “wrong-way” of living. He was a heavy drinker and unmarried with a lot of explicit/implicit critiq to the government policies in his words.

Well, so we should not be fully surprised by government’s decision to go into “TV series business”. Perhaps finally we will see Behzat C, quitting alcohol, exercising every morning, saving some part of his salary and getting a pension plan, to support government’s medium term goal of raising the savings.

Then slowly, with the opium effect of the TV, we will fall asleep and dream that MTP projections will be fulfilled. Yes yes, indeed, “while many countries in the world can not even foresee 3-days ahead, Turkish government could give projections for the coming 3 years”.

16 Ekim 2012 Salı

Orta Vadeli Mali Plani’nin Yükü Behzat Ç.’nin Omuzlarında

Orta Vadeli Mali Plani’nin Yükü Behzat Ç.’nin Omuzlarında
Orta Vadeli Program (OVP) ve Orta Vadeli Mali Plan (OVMP) geçtiğimiz hafta içerisinde açıklandı. Ekim ayında, bir sonraki yıla ait bütçe hedeflerinin TBMM’ye sunulması bir zorunluluk. Bunun öncesinde OVP’nin açıklanması da takvime uygun.
Nedir OVP, OVMP? Kısaca ve kibarca “bağlayıcı olmayan bir yol haritası” diyebiliriz. Bu planla hükümet, hem bitmekte olan yıla ilişkin tahminlerini paylaşır hem de sonrasındaki üç yıla ilişkin öngörülerini. Büyüme, büyümenin kaynakları, bütçe, enflasyon, ticaret dengesi...
Peki neden bağlayıcı değil? Birincisi, tahminler tutmazsa resmi bir yaptırım yok. İkincisi de, geçmiş yıllardaki hata payı yüksek olduğu için hükümet “tüh yine tutturamadim” dediğinde kimse şaşırmıyor.
Örnek mi? Kolay, ama önce şunu belirtelim: örneklerimizi seçerken insaflı davranacağız. 2008de başlayan küresel krizi, hükümetin tahmin etmiş olmasını beklemiyoruz. Bu nedenle 2008-2010 döneminden örnek seçmeyeceğiz.
1-Ekim 2005’te açıklanan OVP’de, 2006’da ekonominin %5 büyüyeceği tahmin edilirken, gerçekleşme % 7 ile bunun 2 puan üzerinde.
2-Hemen arkasından, 2007’de %7 büyüyeceği tahmin edilen ekonominin performansı, tahminin 2,5 puan altında.
Yani, yön farketmez, 2 puandan aşağı yanılma payı bizi kurtarmıyor.
3-Bu arada, 2005 sonunda 2007 büyüme tahmini %5 iken, 2006 sonuna gelindiğinde tahminin %7’ye çıkartılması neden? E o da, 2006 büyümesinin kuvvetli olmasından kaynaklanıyor. İşler bu yıl iyi gitti, seneye de öyle olur, vur gelişine!
2011 yılı önemli. Para politikası 2010 yılında çok aktif davranmış, adımlar atılmış, “nobel yürüyüşü” başlatılmıştı. Hükümet de dünya ekonomisinde yaşanan zor günlere rağmen Türkiye ekonomisinin 2010’da %9,2 büyümesini övgü vesilesi olarak paylaşıyor, başarıyı üstüne alıyordu. Bakalım gerçekten bu büyümeyi biz mi tasarlamışız?
4-Aktif para politikası yönetimi, mali tedbirler ve hükümetin “bu gurur bizim” duruşuyla birlikte, 2010 sonunda, 2011 büyümesi %4,5 olarak tahmin edilmiş. Gerçekleşme %8,5. Görünen o ki, hadise üzerinde bir kontrolümüz yok aslında.
Haksızlık etmeyelim. Aynı dönemde dünyada da büyüme tahminleri şaşmamış mı? Şaşmış elbet...Ama iki farkla: Bir, arada sapma kimsede 4 puan değil. İki, tahminleri tutmayanlar zaten öncesinde de “biz bu işi çözdük” diye çıkmamışlar er meydanına.
Görünen o ki, OVP’nin tahmin başarısı sınırlı. Bu yüzden iş dünyamızın önemli isimlerinden birinin “birçok ülke 3. ayını göremezken, bize 3 yıllık projeksiyon verildi” demesi de pek anlamlı değil. Verildi verilmesine de, tutmuyor ki...Ya da belki de bu sözler anlamlı ama anlamı farklı.
Bu anlamı ararken, gelin OVP’nin diğer bölümlerine de bakalım. Sonuçta OVP’yi sadece büyüme tahminine indirgemek büyük haksızlık.
Güvenlik hizmetlerinin etkinleştirilmesi, adalet sisteminin iyileştirilmesi, kültürün korunması, geliştirilmesi ve toplumsal diyalogun güçlendirilmesi gibi isimleri havalı pek çok alt başlık var programin içerisinde.
Alt adımlar içerisinde neler yok ki? “Türkçe’nin dil birikimini ortaya çıkaracak, Türk kültür, sanat ve edebiyatının bütün dünyada tanınmasını ve yaygınlaşmasını sağlayacak çalışmalar desteklenecektir”. Türkçe Olimpiyatları mı dediniz?
“Yazılı ve görsel basında ailenin bütünlüğünü ve önemini vurgulayan, tarihimizin önemli şahsiyet, mekan ve olaylarını tanıtan dizi, belgesel, çizgi film gibi yayınlar yaygınlaştırılacaktır” da diğer bir adım.
Behzat Ç. sözüm sana! Kötü alışkanlıklardan arınacak, orta vadeye yoğunlaşacaksın. Maaşı aldın mı tasarruf oranlarını yükseltme amacına uygun olarak, bankaya kefenlik birşeyler atacak, BES’e üye olacaksın.
Muhteşem Süleyman, devletlum, size birşey demek bana düşmez! Dileyin büyümeyi tiz zamanda yukarı, enflasyonu aşağıya çekelim,borcu düşürelim. Siz dileyin, haremdeki hatun sayısını 30’un altına çekip Gül Ağa’nın elinden sendikal haklarını alalim. Ne dilerseniz... Ama nolur hünkarım, OVP’de dizinin, çizgifilmin ne işi var diye sormayın!