Hayal kurmayı yasaklayamazlar ya,
insanı hayal bile kuramayacak hale getirebilirler. İşsizlik bela, işsizlikten
kurtulamayacak hale getirilmek kör kuyu.
Sandalyeleri dizmişler,
çevresinde dans ediyoruz, biri aniden müziği kestiğinde oturmak zorundayız.
Sandalye sayısı bizim sayımızdan az, açıkta kalanlar olacak, dikkat! Gençlerin
iş arama yarışı işte bu.
Bir de bu yarışa dahi
sokulmayanlar var. Ekonomistler onlara İngilizce NEET terimini uygun bulmuş: Not in Education,
Employment
or Training.
Türkçesi: Eğitimi, İşi, Öğretimi Olmayan. Yok Yok Yok! Hayal kurmaya dermanı da
yok!
Duyuyorum; anlatıyorlar,
yazıyorlar...Dünyada işsizlik artarken, Türkiye’de düşüyor diye seviniyorlar.
Hatta bir de çalışma yapmış bizim Merkez Bankası; Türkiye ekonomisinin iş
yaratma yeteneğinin arttığını gösteriyor. Ne diyor bu çalışma? Türkiye
ekonomisi 2005-2008 döneminde 1 puan büyüme karşılığında istahdamı 0,28 puan
arttırırken, 2009-2011 döneminde 1 puanlık büyüme istihdamı 0,75 arttırır
olmuş. Breh breh! Tarım dışı istihdamda değişen birşey yokmuş ama...
Yani ne diyorlar? Tarım dışında,
finans sektöründe, endüstride, hizmetler grubunda iş yaratımda bir değişiklik
yok. Ama bir mucize olmuş ve tarım grubunda daha önce 1 kişiye iş bulurken,
şimdi 3 kişiye iş bulur olmuşuz.
Burada devreye ben gireyim ve
çağrımı yineleyeyim: ekonomistler dışarı! Onları gönderdikten sonra, buyrun biz
gerçekleri konuşalım.
İşsizlerine iş bulma konusunda
başarılı olduğu söylenen Türkiye’de, 1999 yılında 15-24 yaş grubu gençlerin
%34’ü işsiz ve eğitimsizdi (yukarıda tarif ettiğim NEET). 10 yıl sonra, 2009’a
geldiğimizde ise yatırımcılara maharetle satılan Türkiye’nin ekonomik başarı hikayesine
rağmen, NEET oranının arttığını ve %37 olduğunu görüyoruz.
Sokakta yürürken 15-24 yaş arası
10 genç sayın. Bunun 4’ünün, işi, eğitimi ya da eğitimin yerine geçecek gördüğü
bir kursu yok. Bu 4 gencin geleceğe dair umutlu olmak, hayaller kurmak için
elinde birşeyi yok.
Bu söylediğim rakam ortalama
tabi. Erkek-kadın ayrımı çok daha vahim bir tablo çıkartıyor karşımıza.
Erkeklerde bu oran %20 iken, kadınlarda oran %50’nin üzerinde. 15-24 yaş
arasındaki gençkızların yarısı iş-eğitim-öğretime uzak, kocaya, dayağa, kadın
cinayetine kurban olmaya yakın.
Bu arada hani hava atıyorsunuz
ya, dünyada işler kötüleşti Türkiye’de iyileşti diye, bir bakalım...Biz, NEET
oranını 10 yılda 3 puan arttırırken, borcu yüksek ve banka bilançoları kötü
diye battı dediğiniz Avrupa 2,5 puan, OECD ülkeleri ise yarım puan düşürmüş.Yani iş ve eğitim sağladığı genç nüfus oranını arttırmış.
Biri çıkıp 2009 yılının kriz yılı
olduğunu ve sonucun bu nedenle kötü olduğunu söyleyebilir. Ancak 2000-2009
döneminde Türkiye ekonomisi %5,8’lik bir medyan büyüme performansı
sergileyerek, hem OECD hem de AB-21 ortalamasını geride bıraktı. 10 yıllık
büyümenin izi, bir yılda mı silinir?
Yaş grubunu değiştirelim: 25-29
yaş arasına bakalım. 2001 yılında, bu yaş grubunun %40’ı işsiz, eğitimsiz.
2010’a gelene kadar ortalama %4,6, 2010’da, %9,2 büyümüşsün ama işsiz-eğitimsiz
gençlerin oranı iki puan yükselerek %42’ye gelmiş. Gençlere eğitim, öğretim, iş
vermeyeceksen, niye, kime büyüdü bu ekonomi? Ya da böylesi bir rakama sen
büyüme diyeceksen, niye okudun o iktisat fakültesinde?
Demek ki neymiş? Nasıl ki
yükselmek sadece ekonomik büyüme ile olmuyorsa, batmak da artan borçla, sorunlu
banka bilançosuyla olmazmış. Batmak, ey efendi, bir ülkenin gençlerinin elinden
hayallerini almakla, onları hayal kuramaz hale getirmekle olurmuş! Borç
azaltılır, banka bilançoları düzeltilir…isteğine ulaşacağını hayal etme, bunun
için çalışma fırsatı bile vermediğin gençler ne olur?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder