2 Kasım 2012 Cuma

Hükümet, “NEET”tin gençlerin hayallerini?


Hayal kurmayı yasaklayamazlar ya, insanı hayal bile kuramayacak hale getirebilirler. İşsizlik bela, işsizlikten kurtulamayacak hale getirilmek kör kuyu.

Sandalyeleri dizmişler, çevresinde dans ediyoruz, biri aniden müziği kestiğinde oturmak zorundayız. Sandalye sayısı bizim sayımızdan az, açıkta kalanlar olacak, dikkat! Gençlerin iş arama yarışı işte bu.

Bir de bu yarışa dahi sokulmayanlar var. Ekonomistler onlara İngilizce NEET terimini uygun bulmuş: Not in Education, Employment or Training. Türkçesi: Eğitimi, İşi, Öğretimi Olmayan. Yok Yok Yok! Hayal kurmaya dermanı da yok!

Duyuyorum; anlatıyorlar, yazıyorlar...Dünyada işsizlik artarken, Türkiye’de düşüyor diye seviniyorlar. Hatta bir de çalışma yapmış bizim Merkez Bankası; Türkiye ekonomisinin iş yaratma yeteneğinin arttığını gösteriyor. Ne diyor bu çalışma? Türkiye ekonomisi 2005-2008 döneminde 1 puan büyüme karşılığında istahdamı 0,28 puan arttırırken, 2009-2011 döneminde 1 puanlık büyüme istihdamı 0,75 arttırır olmuş. Breh breh! Tarım dışı istihdamda değişen birşey yokmuş ama...

Yani ne diyorlar? Tarım dışında, finans sektöründe, endüstride, hizmetler grubunda iş yaratımda bir değişiklik yok. Ama bir mucize olmuş ve tarım grubunda daha önce 1 kişiye iş bulurken, şimdi 3 kişiye iş bulur olmuşuz.

Burada devreye ben gireyim ve çağrımı yineleyeyim: ekonomistler dışarı! Onları gönderdikten sonra, buyrun biz gerçekleri konuşalım.

İşsizlerine iş bulma konusunda başarılı olduğu söylenen Türkiye’de, 1999 yılında 15-24 yaş grubu gençlerin %34’ü işsiz ve eğitimsizdi (yukarıda tarif ettiğim NEET). 10 yıl sonra, 2009’a geldiğimizde ise yatırımcılara maharetle satılan Türkiye’nin ekonomik başarı hikayesine rağmen, NEET oranının arttığını ve %37 olduğunu görüyoruz.

Sokakta yürürken 15-24 yaş arası 10 genç sayın. Bunun 4’ünün, işi, eğitimi ya da eğitimin yerine geçecek gördüğü bir kursu yok. Bu 4 gencin geleceğe dair umutlu olmak, hayaller kurmak için elinde birşeyi yok.

Bu söylediğim rakam ortalama tabi. Erkek-kadın ayrımı çok daha vahim bir tablo çıkartıyor karşımıza. Erkeklerde bu oran %20 iken, kadınlarda oran %50’nin üzerinde. 15-24 yaş arasındaki gençkızların yarısı iş-eğitim-öğretime uzak, kocaya, dayağa, kadın cinayetine kurban olmaya yakın.

Bu arada hani hava atıyorsunuz ya, dünyada işler kötüleşti Türkiye’de iyileşti diye, bir bakalım...Biz, NEET oranını 10 yılda 3 puan arttırırken, borcu yüksek ve banka bilançoları kötü diye battı dediğiniz Avrupa 2,5 puan, OECD ülkeleri ise yarım puan düşürmüş.Yani iş ve eğitim sağladığı genç nüfus oranını arttırmış.

Biri çıkıp 2009 yılının kriz yılı olduğunu ve sonucun bu nedenle kötü olduğunu söyleyebilir. Ancak 2000-2009 döneminde Türkiye ekonomisi %5,8’lik bir medyan büyüme performansı sergileyerek, hem OECD hem de AB-21 ortalamasını geride bıraktı. 10 yıllık büyümenin izi, bir yılda mı silinir?

Yaş grubunu değiştirelim: 25-29 yaş arasına bakalım. 2001 yılında, bu yaş grubunun %40’ı işsiz, eğitimsiz. 2010’a gelene kadar ortalama %4,6, 2010’da, %9,2 büyümüşsün ama işsiz-eğitimsiz gençlerin oranı iki puan yükselerek %42’ye gelmiş. Gençlere eğitim, öğretim, iş vermeyeceksen, niye, kime büyüdü bu ekonomi? Ya da böylesi bir rakama sen büyüme diyeceksen, niye okudun o iktisat fakültesinde?

Demek ki neymiş? Nasıl ki yükselmek sadece ekonomik büyüme ile olmuyorsa, batmak da artan borçla, sorunlu banka bilançosuyla olmazmış. Batmak, ey efendi, bir ülkenin gençlerinin elinden hayallerini almakla, onları hayal kuramaz hale getirmekle olurmuş! Borç azaltılır, banka bilançoları düzeltilir…isteğine ulaşacağını hayal etme, bunun için çalışma fırsatı bile vermediğin gençler ne olur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder